Silüriyen Dönemi (443,8–419,6 milyon yıl öncesi)
Silüriyen dönemi, Paleozoik Zaman içerisinde Ordovisiyen’den sonra ve Devoniyen’den önce gelen jeolojik dönemdir. Yaklaşık 443,8 milyon yıl önce başlayan Silüriyen, 419,6 milyon yıl öncesine kadar devam etmiştir. Yaklaşık 24 milyon yıl süren bu dönem, Ordovisiyen’in sonunda meydana gelen büyük yok oluşun ardından yaşamın yeniden çeşitlendiği ve karasal ekosistemlerin gelişmeye başladığı önemli bir geçiş dönemidir.

Silüriyen adını, Britanya Adaları’nda yaşamış eski bir Kelt topluluğu olan Silüryenlerden (Silures) almıştır. Bu isim, İngiliz jeolog Roderick Murchison tarafından 19. yüzyılda kullanılmıştır.
Silüriyen, Dünya’nın hem ikliminde hem de canlı yaşamında önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Ordovisiyen’in sonunda meydana gelen büyük buzullaşma ve kitlesel yok oluş sonrasında buzullar geri çekilmiş, deniz seviyeleri yükselmiş ve sığ deniz ortamları yeniden genişlemiştir.
Bu koşullar, özellikle denizel canlıların yeniden çeşitlenmesine olanak sağlamıştır. Aynı zamanda karalarda ilk damarlı bitkilerin ve erken karasal ekosistemlerin gelişmeye başlaması, Silüriyen’i yaşamın denizlerden karalara doğru yayılma sürecinde önemli bir dönüm noktası haline getirmiştir.
Silüriyen’in İklimi
Silüriyen’in başlangıcında Dünya, Ordovisiyen’in sonunda yaşanan büyük buzullaşmanın etkilerinden çıkmaya başlamıştı. Ordovisiyen’in sonundaki buzullaşma özellikle Güney Kutbu çevresinde, Gondwana’nın üzerinde etkili olmuştu.
Silüriyen boyunca küresel sıcaklıkların genel olarak yükseldiği ve buzulların büyük ölçüde geri çekildiği düşünülmektedir. Bunun sonucunda deniz seviyeleri yükselmiş ve kıtaların çevresinde geniş sığ denizler oluşmuştur.
Bu sığ denizler, mercan resiflerinin gelişmesi ve çok sayıda deniz canlısının çoğalması için uygun ortamlar oluşturmuştur.
Silüriyen iklimi günümüzdeki iklimden oldukça farklıydı. Kıtaların konumu, atmosferin bileşimi ve okyanus dolaşımı bugünkünden farklı olduğu için günümüz iklim sistemleriyle doğrudan karşılaştırma yapmak mümkün değildir.
Dönemin özellikle orta ve geç kesimlerinde iklim koşullarının görece daha sıcak ve istikrarlı hale geldiği düşünülmektedir.
Silüriyen Coğrafyası
Silüriyen döneminde Dünya’nın kıtaları bugünkü konumlarında değildi.
Gondwana adı verilen büyük kıtasal kütle, Güney Yarımküre’de geniş bir alan kaplıyordu. Gondwana’nın içerisinde günümüzde Afrika, Güney Amerika, Avustralya, Antarktika ve Hindistan’ın oluşturduğu kara parçalarının büyük bölümü bulunuyordu.
Kuzeyde ise Laurentia, Baltica ve Avalonia gibi kıtasal bloklar bulunuyordu.
Silüriyen sırasında bu kıtasal parçaların birbirlerine yaklaşması devam etmiş ve özellikle Laurentia ile Baltica’nın çarpışması sonucunda önemli bir orojenik kuşak oluşmuştur.
Bu çarpışma Kaledoniyen Orojenezi olarak bilinen geniş ölçekli dağ oluşumu sürecinin önemli aşamalarından biridir.
Bugün İskoçya, İrlanda, Norveç ve Grönland’ın bazı kesimlerinde görülen Kaledoniyen dağ kuşaklarının önemli bölümleri bu uzun jeolojik sürecin ürünüdür.
Dolayısıyla Silüriyen yalnızca canlıların geliştiği bir dönem değil, aynı zamanda kıtaların yeniden düzenlendiği ve gelecekteki kıtasal birleşmelerin temelinin atıldığı önemli bir jeolojik dönemdir.
Silüriyen Denizleri
Silüriyen’de yükselen deniz seviyeleri sonucunda kıtaların çevresinde geniş sığ denizler oluşmuştur.
Bu denizler özellikle denizel canlıların gelişmesi açısından son derece elverişliydi.
Sığ ve sıcak denizlerde:
- Mercan toplulukları,
- Brakiyopodlar,
- Trilobitler,
- Krinoidler,
- Yumuşakçalar,
- Graptolitler,
- Deniz akrepleri
gibi çok sayıda canlı grubu yaşamaktaydı.
Özellikle mercan resifleri, Silüriyen denizlerinin en karakteristik ekosistemlerinden biri haline gelmiştir.
Bu dönemde günümüzdeki tropikal denizlere benzeyen sıcak ve sığ denizlerde geniş resif sistemleri gelişmiştir.
Silüriyen Canlıları
Silüriyen döneminde denizel yaşam Ordovisiyen’in sonunda yaşanan büyük yok oluştan sonra yeniden çeşitlenmiştir.
Balıkların gelişimi
Silüriyen, omurgalıların evrim tarihinde de önemli bir dönemdir.
Çenesiz balıklar daha önceki dönemlerden beri varlıklarını sürdürürken, bu dönemde çeneli balıkların (gnathostomata) erken temsilcileri ortaya çıkmış ve çeşitlenmeye başlamıştır.
Çenelerin gelişmesi, omurgalıların evriminde son derece önemli bir yenilikti.
Çene sistemi sayesinde canlılar daha farklı beslenme stratejileri geliştirebildi. Bu gelişme, ilerleyen jeolojik dönemlerde balıkların büyük ölçüde çeşitlenmesinin önünü açtı.
Deniz Akrepleri
Silüriyen’in en dikkat çekici canlılarından biri eurypteridler, yani halk arasında “deniz akrepleri” olarak bilinen eklembacaklılardır.
Bazı eurypterid türleri oldukça büyük boyutlara ulaşmıştır.
Özellikle Silüriyen’in sonlarına doğru yaşayan bazı türlerin birkaç metre uzunluğa ulaşabildiğine ilişkin fosil kanıtları bulunmaktadır.
Bunlar günümüzde yaşayan akreplerin doğrudan ataları değildir. Ancak aynı geniş eklembacaklı soy ağacının içinde yer alan, tamamen soyu tükenmiş bir gruptur.
Deniz akrepleri, Silüriyen denizlerindeki besin zincirinin önemli yırtıcılarından biri haline gelmiştir.
Mercan Resifleri
Silüriyen döneminde mercanlar önemli ölçüde çeşitlenmiş ve geniş resif sistemleri oluşturmuştur.
Günümüzdeki mercan resiflerine benzer şekilde, bu resifler çok sayıda deniz canlısına yaşam alanı sağlamıştır.
Ancak Silüriyen mercanları ile günümüzde yaşayan resif oluşturan mercanların tamamının aynı gruplara ait olmadığını belirtmek gerekir.
Bu dönemde özellikle tabulat ve rugoz mercanlar yaygındı.
Bu mercan topluluklarının oluşturduğu resifler, Silüriyen denizlerinin en önemli ekosistemlerinden biriydi.
Silüriyen’de Karasal Yaşam
Silüriyen döneminin belki de en önemli gelişmelerinden biri, yaşamın karalarda daha belirgin hale gelmeye başlamasıdır.
Ordovisiyen’de karasal ortamda basit bitki benzeri organizmaların bulunduğuna ilişkin kanıtlar olmakla birlikte, Silüriyen’de daha gelişmiş damarlı bitkiler ortaya çıkmaya başlamıştır.
Bu bitkilerin günümüzdeki ağaçlara veya ormanlara benzemediğini özellikle belirtmek gerekir.
Silüriyen karasal bitkileri genellikle küçük boyutlu ve basit yapılıydı.
Bununla birlikte, damar sistemlerinin gelişmesi bitkilerin su ve besin maddelerini vücutları içerisinde daha etkin biçimde taşımasına olanak sağlamıştır.
Bu gelişme, Devoniyen ve sonraki dönemlerde büyük kara bitkilerinin ve ormanların ortaya çıkmasının temelini oluşturmuştur.
İlk Karasal Ekosistemlerin Temelleri
Bitkilerin karalarda yayılmaya başlaması, diğer canlıların da karasal ortamlara geçişini kolaylaştırdı.
Toprak oluşumu hızlandı, organik madde birikimi arttı ve karasal besin zincirlerinin ilk aşamaları gelişmeye başladı.
Silüriyen’in sonlarına doğru çeşitli eklembacaklıların karasal ortamlarda yaşamaya başladığına ilişkin fosil kanıtları bulunmaktadır.
Böylece yaşamın yalnızca denizlerde değil, karalarda da kalıcı ekosistemler oluşturmasının temelleri atılmış oldu.
Bu süreç Devoniyen döneminde çok daha hızlı bir şekilde devam edecektir.
Silüriyen Döneminin Bölümleri
Silüriyen, günümüzde dört temel kronostratigrafik bölüme ayrılmaktadır:
Llandovery (443,8–? milyon yıl önce)
Silüriyen’in en eski bölümüdür.
Ordovisiyen sonundaki kitlesel yok oluşun hemen ardından gelir. Bu dönemde buzulların geri çekilmesi, deniz seviyelerinin yükselmesi ve denizel ekosistemlerin yeniden gelişmesi önemli olaylardır.
Llandovery yaklaşık olarak 443,8 milyon yıl önce başlamıştır.
Wenlock (yaklaşık 433–427 milyon yıl önce)
Wenlock sırasında denizel ekosistemler daha da gelişmiştir.
Mercan resifleri genişlemiş, brakiyopodlar ve diğer deniz canlıları çeşitlenmiştir.
Ludlow (yaklaşık 427–423 milyon yıl önce)
Ludlow sırasında denizel ekosistemlerin gelişimi devam etmiştir.
Balıkların ve diğer omurgalı gruplarının çeşitlenmesi de bu dönemde hız kazanmıştır.
Pridoli (yaklaşık 423–419,6 milyon yıl önce)
Silüriyen’in en genç bölümüdür.
Pridoli’nin sonunda Devoniyen dönemi başlamıştır.
Bu dönemde karasal ekosistemlerin gelişimi giderek hızlanmış ve Devoniyen’deki büyük bitki çeşitlenmesinin temelleri atılmıştır.
Silüriyen’de Yaşamın Önemi
Silüriyen’i Dünya’nın yaşam tarihinde özel bir yere koyan temel özelliklerden biri, denizel yaşamın yeniden toparlanması ile karasal yaşamın gelişiminin aynı dönemde hız kazanmasıdır.
Ordovisiyen’in sonunda yaşanan büyük yok oluş, çok sayıda denizel canlı grubunu etkilemişti.
Silüriyen’de ise deniz seviyelerinin yükselmesi ve daha elverişli iklim koşulları sonucunda ekosistemler yeniden çeşitlenmeye başladı.
Aynı zamanda bitkilerin karalarda yayılması, Dünya’nın yüzey sistemlerinde uzun vadeli bir değişimin başlangıcını oluşturdu.
Bitkilerin karaya çıkması;
- Toprak oluşumunu,
- Kayaçların ayrışmasını,
- Karbon döngüsünü,
- Atmosferik gazların dengesini,
- Karasal besin zincirlerini
etkilemeye başladı.
Bu nedenle Silüriyen’i, denizlerdeki yaşamın yeniden güçlendiği ve yaşamın karalara kalıcı biçimde yerleşmesinin önünün açıldığı bir geçiş dönemi olarak değerlendirebiliriz.
Silüriyen’de Türkiye
Silüriyen döneminde bugünkü Türkiye’nin bulunduğu alan, günümüzdeki coğrafi konumundan tamamen farklı bir tektonik ortamdaydı.
Anadolu’nun bugünkü jeolojik yapısı henüz oluşmamıştı. Türkiye’yi oluşturan farklı tektonik bloklar ve kıtasal parçalar, Paleozoik boyunca farklı paleocoğrafik ortamlarda bulunuyordu.
Bu nedenle “Silüriyen’de Türkiye” ifadesini kullanırken günümüz ülke sınırlarını jeolojik geçmişe doğrudan taşımamak gerekir.
Bununla birlikte, günümüzde Türkiye’de Silüriyen yaşlı kayaçlar ve fosiller bulunmaktadır.
Özellikle İstanbul Zonu ve çevresi, Türkiye’deki Paleozoik kayaçların önemli şekilde yüzeylendiği alanlardan biridir. İstanbul ve Kocaeli çevresindeki Paleozoik istiflerde Silüriyen yaşlı birimler tanımlanmıştır.
Bu kayaçlar, o dönemde bölgenin sığ denizel ortamlardan etkilendiğini gösteren sedimanter ve fosil kayıtları içerir.
Türkiye’nin farklı tektonik birliklerinde Paleozoik yaşlı kayaçların bulunması, Anadolu’nun jeolojik tarihinin tek bir kıtasal bloktan oluşmadığını ve farklı jeolojik geçmişlere sahip parçaların zaman içerisinde bir araya geldiğini göstermektedir.
Bu nedenle Türkiye’deki Silüriyen kayaçları, yalnızca yaşlı kayaçlar olarak değil, Anadolu’nun çok daha eski paleocoğrafik evriminin önemli kayıtları olarak değerlendirilmelidir.
Silüriyen’in Sonunda Dünya
Silüriyen yaklaşık 419,6 milyon yıl önce sona erdi ve yerini Devoniyen dönemine bıraktı.
Silüriyen’in sonunda Dünya’da;
- Denizel yaşam yeniden çeşitlenmiş,
- Mercan resifleri yaygınlaşmış,
- Balıkların evrimsel çeşitliliği artmış,
- Çeneli omurgalıların gelişimi başlamış,
- İlk damarlı bitkiler karalarda yayılmaya başlamış,
- Karasal ekosistemlerin temelleri atılmıştı.
Ancak asıl büyük değişim henüz başlamamıştı.
Devoniyen döneminde bitkiler çok daha büyük boyutlara ulaşacak, ilk gerçek ormanlar ortaya çıkacak ve balıkların çeşitlenmesi olağanüstü bir seviyeye ulaşacaktı.
Bu nedenle Silüriyen, Ordovisiyen’in denizel dünyası ile Devoniyen’in karasal dünyası arasında bir köprü olarak değerlendirilebilir.
Kısa Özet
| Özellik | Silüriyen |
|---|---|
| Jeolojik Zaman | Paleozoik |
| Başlangıcı | 443,8 milyon yıl önce |
| Sonu | 419,6 milyon yıl önce |
| Süresi | Yaklaşık 24 milyon yıl |
| Önceki dönem | Ordovisiyen |
| Sonraki dönem | Devoniyen |
| İklim | Genel olarak ısınan ve buzulların gerilediği dönem |
| Önemli olay | Ordovisiyen sonu yok oluşundan sonra denizel yaşamın toparlanması |
| Deniz yaşamı | Mercanlar, brakiyopodlar, trilobitler, krinoidler, eurypteridler |
| Omurgalılar | Erken çeneli balıkların gelişimi |
| Karasal yaşam | İlk damarlı bitkilerin yayılmaya başlaması |
| Önemli orojenez | Kaledoniyen orojenezin önemli evreleri |
| Türkiye | Özellikle İstanbul Zonu ve bazı Paleozoik tektonik birliklerde Silüriyen yaşlı kayaçlar |
Etiket: silüriyen, silüriyen dönemi, silurian, paleozoik, jeolojik zamanlar, jeolojik devirler, karasal bitkiler, deniz akrepleri, mercan resifleri
