Ordovisiyen Dönemi (485,4–443,8 milyon yıl öncesi)
Ordovisiyen dönemi, Paleozoik Zaman’ın Kambriyen’den sonra gelen ve Silüriyen’den önce yer alan ikinci jeolojik dönemidir. Günümüzde kabul edilen uluslararası jeolojik zaman ölçeğine göre Ordovisiyen yaklaşık 485,4 milyon yıl önce başlamış ve 443,8 milyon yıl önce sona ermiştir.

Yaklaşık 42 milyon yıl süren Ordovisiyen, özellikle denizel yaşamın olağanüstü çeşitlendiği ve ekosistemlerin karmaşıklaştığı önemli bir jeolojik dönemdir.
Dönemin ilk bölümlerinde Dünya’nın iklimi genel olarak sıcak ve deniz seviyeleri yüksekti. Kıta sahanlıklarının geniş olması, özellikle sığ denizlerde yaşayan canlıların çeşitlenmesi için çok uygun koşullar oluşturdu.
Ordovisiyen’in ilerleyen dönemlerinde ise Dünya’nın iklim sistemi önemli ölçüde değişti. Gondwana’nın Güney Kutbu’na doğru ilerlemesiyle Geç Ordovisiyen’de büyük bir buzullaşma meydana geldi. Bu buzullaşma deniz seviyelerinin hızla düşmesine ve denizel ekosistemlerin önemli ölçüde değişmesine neden oldu.
Dönemin sonunda meydana gelen Ordovisiyen–Silüriyen kitlesel yok oluşu, Dünya tarihindeki en önemli beş büyük kitlesel yok oluştan biri olarak kabul edilmektedir.
Ordovisiyen’in İklimi
Ordovisiyen’in büyük bölümünde Dünya’nın iklimi günümüzden daha sıcak ve sera koşullarına daha yakındı.
Atmosferdeki karbondioksit miktarının günümüzden oldukça yüksek olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, Ordovisiyen’in iklimi bütün dönem boyunca aynı kalmamıştır.
Özellikle Geç Ordovisiyen’de önemli bir iklim değişikliği meydana gelmiştir.
Bu dönemde Gondwana kıtası Güney Kutbu’na doğru ilerlemiş ve kıtanın büyük bölümünde buz tabakaları oluşmaya başlamıştır.
Buzullaşmanın en belirgin olduğu alanlardan biri günümüzde Kuzey Afrika’nın bulunduğu bölgeydi. O dönemde bu alan Gondwana’nın bir parçası olarak Güney Kutbu’na yakın konumdaydı.
Buzulların büyümesi, okyanuslardan büyük miktarda suyun karasal buz kütlelerinde depolanmasına neden oldu.
Bunun sonucunda deniz seviyeleri önemli ölçüde düştü.
Deniz seviyesindeki bu düşüş, özellikle sığ denizlerde yaşayan canlıların yaşam alanlarının daralmasına yol açtı.
Ordovisiyen’in sonundaki kitlesel yok oluşun temel nedenlerinden birinin bu hızlı iklim ve deniz seviyesi değişimleri olduğu düşünülmektedir.
Ordovisiyen Coğrafyası
Ordovisiyen döneminde Dünya’nın kıtaları bugünkü konumlarında değildi.
Güney Yarımküre’de çok büyük bir kıtasal kütle olan Gondwana bulunuyordu.
Gondwana; günümüzde Afrika, Güney Amerika, Antarktika, Avustralya, Hindistan ve Arap Yarımadası’nı oluşturan kara parçalarının önemli bölümlerini içeriyordu.
Gondwana’nın kuzeyinde ise Laurentia, Baltica ve Avalonia gibi daha küçük kıtasal bloklar bulunuyordu.
Ordovisiyen’in önemli özelliklerinden biri de bu kıtasal blokların birbirlerine göre hareketlerinin devam etmesiydi.
Bu hareketler sonucunda yeni okyanus havzaları ve volkanik ada yayları oluşmuş, bazı okyanusal alanlar kapanmaya başlamış ve gelecekte gerçekleşecek kıtasal çarpışmaların temelleri atılmıştır.
Özellikle Iapetus Okyanusu, Ordovisiyen paleocoğrafyasının önemli unsurlarından biriydi.
Bu okyanus, Laurentia ile Baltica ve Avalonia gibi kıtasal blokları birbirinden ayırıyordu.
Ordovisiyen’in ilerleyen dönemlerinde bu okyanusun kapanmasına yönelik tektonik süreçler hız kazanmış ve daha sonraki dönemlerde Kaledoniyen Orojenezi olarak tanımlanan büyük dağ oluşumu sürecinin temelleri atılmıştır.
Ordovisiyen Denizleri
Ordovisiyen’in büyük bölümünde deniz seviyeleri oldukça yüksekti.
Kıtaların önemli bölümlerinin çevresinde ve bazı kıtasal alanların üzerinde geniş sığ denizler bulunuyordu.
Bu denizler, canlıların çeşitlenmesi için son derece uygun ortamlardı.
Özellikle kıta sahanlıkları boyunca;
- Brakiyopodlar,
- Trilobitler,
- Bryozoalar,
- Yumuşakçalar,
- Ekinodermler,
- Graptolitler,
- Deniz süngerleri
yaygın olarak yaşamaktaydı.
Bu dönemde denizel ekosistemlerin yapısı giderek karmaşıklaşmış ve besin zincirleri çeşitlenmiştir.
Ordovisiyen Biyoçeşitlenmesi
Ordovisiyen’in en önemli özelliklerinden biri, denizel canlı çeşitliliğinde meydana gelen büyük artıştır.
Bu olay literatürde Ordovisiyen Biyoçeşitlenme Olayı (Great Ordovician Biodiversification Event – GOBE) olarak bilinmektedir.
Özellikle Ordovisiyen’in Orta ve Geç dönemlerinde çok sayıda yeni canlı grubu ortaya çıkmış veya daha önce bulunan gruplar büyük ölçüde çeşitlenmiştir.
Bu çeşitlenme sonucunda denizel ekosistemlerde;
- Beslenme biçimleri,
- Ekolojik nişler,
- Vücut büyüklükleri,
- Yaşam alanları
bakımından önemli bir farklılaşma meydana gelmiştir.
Ordovisiyen denizleri böylece Kambriyen’in nispeten basit ekosistemlerinden daha karmaşık denizel ekosistemlere doğru önemli bir dönüşüm geçirmiştir.
Ordovisiyen Canlıları
Ordovisiyen denizlerinde çok çeşitli canlı grupları yaşamaktaydı.

Trilobitler
Trilobitler Kambriyen’den beri varlıklarını sürdüren önemli eklembacaklı gruplarından biriydi.
Ordovisiyen sırasında çok sayıda trilobit türü yaşamış ve farklı ekolojik ortamlara uyum sağlamıştır.
Ancak Ordovisiyen’in sonunda meydana gelen kitlesel yok oluş trilobitlerin çeşitliliğini önemli ölçüde azaltmıştır.
Brakiyopodlar
Brakiyopodlar Ordovisiyen denizlerinin en yaygın canlılarından biriydi.
Kavkıları nedeniyle günümüzdeki bazı çift kabuklu yumuşakçalara benzese de biyolojik olarak farklı bir gruptur.
Özellikle sığ deniz ortamlarında çok sayıda brakiyopod türü yaşamaktaydı.
Graptolitler
Graptolitler, Ordovisiyen ve Silüriyen dönemlerinin özellikle önemli denizel canlılarıdır.
Koloni halinde yaşayan bu canlıların fosilleri, jeolojik katmanların yaşlandırılmasında ve farklı bölgelerdeki kayaçların karşılaştırılmasında önemli bir rol oynar.
Bu nedenle graptolitler biyostratigrafi açısından oldukça değerli fosillerdir.
Ekinodermler
Deniz laleleri olarak da bilinen krinoidler ve diğer ekinoderm grupları Ordovisiyen denizlerinde yaygınlaşmıştır.
Bazı deniz tabanlarında çok yoğun krinoid toplulukları yaşamaktaydı.
Ordovisiyen’de İlk Balıklar
Ordovisiyen döneminde omurgalıların evriminde de önemli gelişmeler yaşanmıştır.
Çenesiz balıkların erken temsilcileri bu dönemde yaşamaktaydı.
Ancak “ilk balıklar Ordovisiyen’de ortaya çıktı” demek doğru değildir. Balıkların çok daha eski kökenlere sahip olabileceğine ilişkin kanıtlar bulunmaktadır.
Ordovisiyen’de önemli olan gelişme, erken omurgalıların çeşitlenmeye devam etmesi ve fosil kayıtlarında daha belirgin hale gelmesidir.
Çeneli balıkların büyük çeşitlenmesi ise daha sonraki Silüriyen ve özellikle Devoniyen dönemlerinde gerçekleşecektir.
Ordovisiyen’de Karasal Yaşam
Ordovisiyen’in büyük bölümünde yaşam denizlerde yoğunlaşmıştı.
Bununla birlikte, karalarda yaşamın başlangıcına ilişkin önemli kanıtlar bulunmaktadır.
Özellikle Geç Ordovisiyen’e ait fosilleşmiş sporlar, karasal bitkilerin veya bitki benzeri erken kara bitkilerinin bu dönemde ortaya çıkmış olabileceğini göstermektedir.
Bu bitkiler günümüzdeki ağaçlara veya ormanlara kesinlikle benzemiyordu.
Henüz büyük kök sistemlerine, odunsu gövdelere veya geniş ormanlara sahip değillerdi.
Bununla birlikte, karasal bitkilerin gelişmeye başlaması;
- Kayaçların ayrışması,
- Toprak oluşumu,
- Karbon döngüsü,
- Besin maddelerinin karasal ortamlarda tutulması
gibi süreçleri uzun vadede değiştirecek önemli bir evrimsel gelişmeydi.
Gerçek anlamda geniş karasal bitki örtüsü ve ormanlar ise daha sonraki Devoniyen döneminde ortaya çıkacaktır.
Ordovisiyen’de Mercanlar ve Resifler
Ordovisiyen denizlerinde mercan toplulukları da önemli ölçüde gelişmiştir.
Özellikle tabulat ve rugoz mercanlar, daha sonraki jeolojik dönemlerde çok daha yaygın hale gelecek resif ekosistemlerinin erken örneklerini oluşturmuştur.
Bu resifler, deniz tabanında çok sayıda organizmaya yaşam alanı sağlayarak karmaşık ekosistemlerin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Ordovisiyen’in Sonundaki Kitlesel Yok Oluş
Ordovisiyen döneminin sonunda Dünya tarihindeki en önemli biyolojik krizlerden biri yaşandı.
Yaklaşık 445–443 milyon yıl önce, Ordovisiyen ile Silüriyen arasındaki geçiş sırasında meydana gelen bu olay, Ordovisiyen–Silüriyen Kitlesel Yok Oluşu olarak adlandırılır.
Bu olay tek bir anda gerçekleşen basit bir yok oluştan ziyade, iklim ve deniz seviyesi değişimleriyle bağlantılı birden fazla aşamadan oluşan karmaşık bir süreçti.
Buzullaşma
Geç Ordovisiyen’de Gondwana üzerinde büyük buzullar oluştu.
Buzulların büyümesi deniz seviyelerinin düşmesine neden oldu.
Sığ denizlerin önemli bir bölümünün ortadan kalkması, bu ortamlara bağımlı çok sayıda deniz canlısını olumsuz etkiledi.
Deniz seviyesinin yükselmesi
Buzul döneminin ardından iklim hızla ısındı.
Buzulların erimesiyle deniz seviyeleri yeniden yükseldi.
Bu hızlı çevresel değişim, denizel ekosistemlerin yeniden büyük bir stres yaşamasına neden oldu.
Oksijensizleşme
Bazı denizel ortamlarda oksijen seviyelerinin azalması (anoksi) da yok oluş sürecine katkıda bulunmuş olabilir.
Dolayısıyla Ordovisiyen sonu yok oluşunun tek bir nedene bağlanması doğru değildir.
İklim değişikliği, buzullaşma, deniz seviyesi değişimleri ve denizel oksijen koşullarındaki değişimler birlikte etkili olmuş olabilir.
Ordovisiyen’in Sonuçları
Ordovisiyen–Silüriyen kitlesel yok oluşu sonucunda denizel türlerin önemli bir bölümü ortadan kalkmıştır.
Özellikle;
- Brakiyopodlar,
- Bryozoalar,
- Trilobitler,
- Graptolitler,
- Mercanlar
gibi çeşitli denizel gruplar ciddi kayıplar yaşamıştır.
Ancak yaşam tamamen yok olmamıştır.
Silüriyen döneminde deniz seviyelerinin yükselmesi ve iklimin yeniden ısınmasıyla denizel ekosistemler büyük ölçüde toparlanmaya başlamıştır.
Bu nedenle Ordovisiyen’in sonundaki yok oluş, yaşam tarihinin sonu değil, ekosistemlerin yeniden yapılanmasına yol açan büyük bir evrimsel dönüm noktasıdır.
Ordovisiyen’de Türkiye
Ordovisiyen döneminde bugünkü Türkiye henüz günümüzdeki coğrafi ve tektonik bütünlüğüne sahip değildi.
Bugünkü Anadolu’yu oluşturan tektonik birliklerin önemli bölümleri farklı paleocoğrafik konumlarda bulunuyordu.
Bu nedenle Ordovisiyen paleocoğrafyasını bugünkü Türkiye sınırlarıyla birebir örtüştürmek doğru değildir.
Bununla birlikte, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde Ordovisiyen yaşlı kayaçlar bulunmaktadır.
Özellikle İstanbul Zonu, Türkiye’deki Paleozoik kayaçların en iyi yüzeylendiği alanlardan biridir.
İstanbul’un Anadolu ve Avrupa yakalarındaki bazı Paleozoik istiflerde Ordovisiyen yaşlı sedimanter kayaçlar ve fosiller tanımlanmıştır.
Bu kayaçlar, o dönemde bölgenin denizel bir ortamda bulunduğunu ve zaman içerisinde farklı çökelme koşullarının geliştiğini gösteren önemli jeolojik kayıtlardır.
İstanbul ve çevresindeki Paleozoik istifler, Türkiye’nin yalnızca genç tektonik süreçlerden oluşmadığını; Anadolu’nun altında ve yüzeyinde çok daha eski jeolojik kayıtların bulunduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Türkiye’nin diğer tektonik birliklerinde de Paleozoik yaşlı kayaçlar bulunmakla birlikte, bunların paleocoğrafik konumları ve tektonik geçmişleri birbirinden farklı olabilir.
Bu nedenle Türkiye’deki Ordovisiyen kayaçlarını değerlendirirken İstanbul Zonu, Sakarya Zonu, Menderes Masifi ve diğer tektonik birliklerin aynı jeolojik geçmişe sahip olmadığı dikkate alınmalıdır.
Ordovisiyen’in Jeolojik Önemi
Ordovisiyen, Dünya tarihindeki birkaç önemli sürecin aynı dönemde gerçekleştiği bir dönemdir.
Bu dönemde:
- Denizel canlı çeşitliliği büyük ölçüde arttı.
- Karmaşık denizel ekosistemler gelişti.
- Mercan ve diğer resif sistemleri yaygınlaştı.
- Erken omurgalılar çeşitlenmeye devam etti.
- Karasal bitkilerin erken temsilcileri ortaya çıkmaya başladı.
- Kıtasal blokların hareketleri ve okyanusların kapanması devam etti.
- Geç Ordovisiyen’de büyük bir buzullaşma gerçekleşti.
- Dönemin sonunda büyük bir kitlesel yok oluş meydana geldi.
Bütün bu gelişmeler, Ordovisiyen’i Dünya’nın jeolojik ve biyolojik tarihinde önemli bir dönüm noktası haline getirmiştir.
Ordovisiyen’den Silüriyen’e
Ordovisiyen yaklaşık 443,8 milyon yıl önce sona ermiş ve Silüriyen başlamıştır.
Ordovisiyen’in sıcak ve yüksek deniz seviyelerine sahip dünyası, dönemin sonunda buzullaşma ve deniz seviyesindeki hızlı değişimlerle önemli ölçüde değişmiştir.
Silüriyen’e gelindiğinde buzullar geri çekilmiş, deniz seviyeleri yeniden yükselmiş ve denizel yaşam toparlanmaya başlamıştır.
Aynı zamanda karasal bitkiler daha belirgin hale gelmiş ve yaşamın karalara yayılmasının temelleri güçlenmiştir.
Böylece Ordovisiyen’in zengin denizel dünyası, Silüriyen’de giderek gelişen karasal yaşamın önünü açmıştır.
Kısa Özet
| Özellik | Ordovisiyen |
|---|---|
| Jeolojik Zaman | Paleozoik |
| Başlangıcı | 485,4 milyon yıl önce |
| Sonu | 443,8 milyon yıl önce |
| Süresi | Yaklaşık 42 milyon yıl |
| Önceki dönem | Kambriyen |
| Sonraki dönem | Silüriyen |
| Önemli kıta | Gondwana |
| Önemli okyanus | Iapetus Okyanusu |
| İklim | Başlangıçta sıcak; Geç Ordovisiyen’de belirgin soğuma ve buzullaşma |
| Önemli biyolojik olay | Ordovisiyen Biyoçeşitlenme Olayı (GOBE) |
| Deniz yaşamı | Brakiyopodlar, trilobitler, graptolitler, ekinodermler, mercanlar |
| Omurgalılar | Erken çenesiz balıklar ve diğer erken omurgalılar |
| Karasal yaşam | Erken kara bitkilerine ilişkin spor fosilleri |
| Önemli jeolojik olay | Kaledoniyen orojenezin temellerini oluşturan kıtasal hareketler ve çarpışmalar |
| Dönem sonu | Ordovisiyen–Silüriyen kitlesel yok oluşu |
| Türkiye’deki önemli kayıtlar | Özellikle İstanbul Zonu ve diğer Paleozoik istifler |
Ordovisiyen’i Tek Cümlede Hatırlayalım
Ordovisiyen; denizel yaşamın büyük ölçüde çeşitlendiği, karasal bitkilerin ilk izlerinin ortaya çıktığı, Gondwana’nın kutba ilerleyerek büyük bir buzullaşmaya neden olduğu ve dönem sonunda büyük bir kitlesel yok oluşun yaşandığı Paleozoik dönemdir.
Etiket: ordovisiyen, ordovisiyen dönemi, ordovician, paleozoik, jeolojik zamanlar, jeolojik devirler, ordovisiyen biyoçeşitlenmesi, GOBE, ordovisiyen kitlesel yok oluşu, trilobitler, graptolitler, gondwana, iapetus okyanusu
Bir Sonraki Devir: Silüriyen
Bir Önceki Devir: Kambriyen
Jeolojik Zaman Tablosu: Jeolojik Zaman Çizelgesi
